Kral Forum



rel="publisher"

    Dev Fıkra Arşivi 5

    Paylaş
    avatar
    uÄŸur
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 2372
    Karizma Puanı : 7113
    Kayıt tarihi : 02/04/10

    Dev Fıkra Arşivi 5

    Mesaj tarafından uÄŸur Bir Paz Nis. 04, 2010 2:22 pm

    Bulunca
    Adamın biri bayan bevliye mütehasısına muayene için
    gider.Bayan doktor hastaya derdini sorar. Hasta adam
    "VALLA DOKTOR HANIM YAPAMIYORUM"der. Doktor hanım
    hastayı muayene eder,tahliller yapar sonunda reçetesini
    yazar ve hastayı bir ay sonra tekrar gelmek üzere
    gönderir. Bir ay sonra hasta adam tekrar kontrole
    gelince doktor hanım sorar "NE OLDU TEDAVİM İŞE YARADI MI?".
    Hasta "MAALESEF DOKTOR"der. Doktor "ALLAH ALLAH" der.
    Tekrar aynı muayene ve tahlilleri yapar hastaya reçeteyi
    düzenleyip bir ay sonra gelmek üzere gönderir. Bir ay
    sonra hasta tekrar gelir, sonuç aynı oktor aynı
    işlemleri tekrarlar fakat sonuç değişmez. Doktor en
    son kontrole gelişinde artık yaptığı tedaviden sonuç
    alamamanın kızgınlığıyla hastaya "GEÇ ODAYA SOYUN"der.
    Hasta soyunur,doktorda soyunur, bir güzel işi bitirirler.
    Doktor sinirlenir ve "HANİ ULAN YAPAMIYORDUN" der.
    Hasta sırıtarak "BULUNCA YAPIYORUM DOKTOR" der.

    Üç Adam
    Üç adam cennetin kapısında sorgu meleğinin
    karşısında duruyormuş (doğal olarak yeni
    ölmüş adamlar bunlar). İlk adama nasıl öldüğünü
    sormuş melek.
    Adam anlatmış: "Uzun süredir karımın beni
    aldattığından şüpheleniyordum.İş seyahatine
    gitme bahanesiyle evden çıktım ve 2 saat sonra
    haber vermeden döndüm. Karım çıplaktı ve banyodan
    yeni çıktığını söyledi ama ben ona inanmadım çünkü
    saçları kuruydu. Hırsla evi aramaya başladım, kimse
    yoktu, fakat yatak odasının penceresinde iki el
    gördüm. Yarı çıplak ter içinde bir adamdı bu..
    Ellerine vurarak onu aşağı düşürdüm ama çok
    şanslıymış, çiçek tarhının üzerine düştü ve ölmedi.
    Ben de buzdolabını üzerine attım. Adam öldü ama ben
    de kalp krizi geçirdim."
    Sıra ikinci adamdaymış:
    "Şortumu giymiş evimde günlük sporumu yapıyordum.
    Koşu bandını fazla hızlandırmış olmalıyım, birden şerit
    koptu ve beni üzerinden fırlattı, pencereden dışarı
    uçtum. Neyse ki alt katın penceresine tutunabildim.
    Ama manyağın biri beni ellerime vurarak aşağı düşürdü.
    Neyse ki çiçeklerin üzerine düşüp kurtuldum ama sapık
    herif bu sefer de üzerime buzdolabını attı
    ve burdayım işte..."
    sıra üçüncü adamdaymıi:
    "Ben buzdolabının içinde çıplak bir şekilde
    bekliyordum, kendimi burada buldum."

    Tanıyın
    Biyoloji dersinden yapılacak sınav
    için sınıftaki herkes acayip çalışmış,
    notlar fotokopiler havada uçuşmuş.
    Daha sonra sınavın yapılacağı gün
    gitmişler bir de bakmışlar, ortada
    kağıt kalem yok sadece sıra sıra
    >mikroskoplar. Hocada başlarında
    bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda
    lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız
    bacağından böceği tanımak" Tabi
    hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca
    dediği dedik.Öğrenciler mikroskopların
    başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar.
    En sonunda biri dayanamamış, kapıyı
    çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş
    "Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp
    çıkıyorsun?" Kapı hafifçe
    aralanmış ve bir bacak uzanmış"
    Tanısana hadi lan tanısana kim olduğumu"

    Git Başımdan
    Padişahın karısı sultan'ın göğüsleri çok
    meşhurmuş.Herkesin hayelini süslermiş.
    Özelliklede sarayda çalışan Abdül'ün
    rüyalarına giriyormuş. Dayanamamış ve
    bir gün harem ağasına açılmış.''Sana
    1000 altın helal olsun,yeterki yap ''demiş.
    Kurnaz harem ağasıda büyücüye losyon
    hazırlatıp sultanın banyo sonrası giydiği
    korsesine 1 damla damlatmış.Sultan
    kaşıntıdan ölecek kimseler çare bulamıyor.
    Harem ağası da "Padişahımız sarayda çalışan
    Abdül kulunuzun dili sihirlidir tükürüğüyle
    çare bulmadığı hastalık yoktur" der padişahta
    çaresiz çağırttırır.AbdÜl muradına ermiştir
    1 saat boyunca sultanın göğüslerini yalar
    çaktırmadan panzehiride sürer. Harem
    ağası parasını istediğinde ''Git başımdan
    padişaha herşeyi anlatırım senin de kellen
    gider benimde ''der. Kızan harem ağası ise
    geri kalan losyonun tamamını padişahın
    banyodan sonra giyeceği donuna boşaltır...

    Domuzlar
    Bir gün adamın biri domuz çiftliği kurmaya
    karar verir ve 10 dişi, 10 tanede erkek
    domuz alır bunları çiftleştirip satmayı
    planlar ama bu 10 tane domuzdan bir ay
    boyunca hareket göremeyince veteriner bir
    ilaç verir ve bu ilaçta işe yaramaz.
    Kendisi kendi işini halletmeye karar verir
    ve bütün domuzları bir kamyonete yükler ve
    ormana götürür belki belki öğrenirler diye
    hepsini bir kere becerir sonra eve geri
    gelirler. Adam bir hafta bekler ama yine
    faaliyet olmayınca tekrar domuzları kamyonete
    yükler ve ormana götürür bu sefer hepsini 2
    defa becerir eve gelirler ama yine tık yok
    adam sinirlenir hepsini tekrar kamyonete
    bindirir ormana giderler. Adam gücü bitene
    kadar hepsini 10-15 kez becerir eve gelirler
    adam ertesi gün ayağa kalkar kalkmaz yatakta
    yatarken hanımına seslenir." Hanım bak bakalım
    domuzlar ne
    yapıyor ?"
    Kadın aşağı bakar ve adama dönüp "Bey bütün
    domuzlar kamyonete binmiş biride kornaya basıyor"

    Duvarcı Ustası
    Belediye kuruluşlarından birinde çalışan
    bir duvarcı usatasının başına gelen kazayı
    şefine anlattığı mektup şöyle: Sayın
    şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama
    hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek
    ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda
    hastanede yatmama neden olan olaylar aynen
    aşağıda anlattığım gibi olmuştur. Bildiğiniz
    gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı
    katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla
    artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin
    ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.
    Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir
    ip bağladım, altıncı kata çıktım. İpi bir
    çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar
    aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata
    çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp
    tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile
    doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu
    çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi
    havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık
    70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle
    aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve
    şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
    Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki
    kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum.
    Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber
    çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
    Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve
    tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince,
    bu sefer ben aşağı inmeye varil yukarı çıkmaya
    başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık.
    Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
    Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı
    yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime
    geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını
    sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
    Cenab-ı Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez
    kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden
    öperim. Duvarcı ustanız

    Suratsız
    Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boi
    zamanlarını hep bowling ve voleybol oynayarak
    geçirmektedir.Karısı bu duruma üzülür ve bir
    hafta sonu onu striptiz klübüne götürmeye karar
    verir. O akşam beraberce klübün kapısına gelirler.
    Kapıdaki bodyguard, " Hey Roger ..seni görmek ne
    güzel!" der..
    Karısı: "Daha önce buraya gelmişmiydin Roger..?"
    Roger: Hayır..hayır o adamı bowlingten tanıyorum...
    içeri girerler ve bir masaya otururlar... Garson gelir..
    Garson: iyi akşamlar Roger...
    Her zamanki gibi Cin tonik di mi?..
    Karısı: Roger bana bak sen buraya daha önce
    geldin değil mi?
    Hafif hafif öfkelenmeye başlayan karısını sakinleştirmek
    zordur..
    Roger: Ne alakası var..Voleyboldan tanırım onu bir iki
    tek içmişliğimiz var ordan yani... Karısı pek tatmin
    olmamıştır ama neyse..
    Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir..
    Stritipzci: Selam Roger...Yine özel masa şovundan
    mı istersin..?
    Karısı hışımla yerinden kalkar ve klübu terk eder..
    Roger peşinden koşar.. Kadın bir taksiye biner ve
    taksi kalkmadan Roger da biner...
    Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir...ve korkunc
    sinirlidir..
    Şöför: Bu geceki çok suratsızmış be Roger..

    Organizasyon
    Bir adam, arkadaşı ile yolda giderken
    elindeki çakısı ile parmağını kesti. Biraz
    ötede sağlık ocağı vardı. Adam:
    "-Ben şurada pansuman yaptırayım", dedi.
    İçeri girince karşısına iki kapı çıktı. Birinde
    "Hastalıklar", ötekinde "Yaralar" yazılı idi
    "Yaralar" kapısından girdi.
    Yine önünde iki kapı vardı. Birinde "Et",
    ötekinde "Kemik" yazıyordu."Et" kapısından girdi.
    Yine iki kapı çıktı karşısına. Birinde "Önemli",
    ötekinde "Önemsiz" yazıları vardı. "Önemsiz"
    kapısından girince kendini sokakta buldu.
    Arkadaşı sordu: "-Nasıl iyi baktılar mı?"
    "-Hayır; ama organizasyon dehşet"

    Cüzdan
    Sünnetçinin biri yıllardır kestiği deri
    parçalarını saklarmış ve bir gün artık
    emekli olmaya karar vermiş. Elindeki derileri
    alıp terzinin birine gitmiş ve "bana bunlardan
    birşey yap, manevi değerleri çok fazla" demiş.
    Terzi de "abi sen bir tatile çık gel o zamana
    kadar ben de siparişini bitiririm" demiş.
    Sünnetçi tatile gidip gelmiş ve ilk iş olarak
    terzinin yanına uğramış.
    Ne oldu benim sipariş demiş. Terzi de sünnetçiye
    bir cüzdan uzatmış.
    Sünnetçi hisimla "Ulan bunca yilin emegi bu kucuk
    cuzdan mi? demis.
    Terzi hemen cevaplamis "oyle deme abi, biraz
    oksayynca valiz oluyor!

    Sen İzah Et
    On yıldır evlilermiş.. Ama ilk gecelerinden
    beri, adam hep karanlıkta sevişmek konusunda
    ısrar etmiş.. Kadıncağız yıllar yılı kaç kez
    sabahlara kadar yalvarmış, bir kerecik olsun,
    ışıkları yakıp sevişmek için ama adam hep inatla
    "Hayır" demiş. "Kesinlikle olmaz. İlle de
    karanlıkta sevişeceğiz." O gece kadıncağız
    gene ışıkları yakmak için yalvaracak gibi olmuş,
    ama hemen vazgeçmiş. Kocası on yıl sonra insafa
    gelecek değil ya.. Vazgeçmiş ama sadece
    yalvarmaktan.. Kafasına koymuş, bu kez çünkü..
    Tam sevişmenin en heyecanlı anı, en doruk
    noktasında elini kaydırıp, yatağın baş ucundaki
    gece lambasının düğmesine dokunuvermiş. Bir de
    ne görsün.. Kocasının beline, o yapay aletlerden
    biri bağlı değil mi? "Bunu bana nasıl yaparsın"
    diye haykırmış. "Bunca yıldır, bu işi sahte bir
    aletle yaptığını bana söylemedin bile..
    Hemen açıkla bana her şeyi.. Hemen.." Adam çok ama
    çok soğukkanlı yanıt vermiş. "Tamam, tamam.. Her
    şeyi izah edeceğim sana..
    Ama önce sen bana şu üç çocuğumuzu izah et,
    bakalım!.."

    Hayalet
    İki arkadaş bir gece bir parti dönüşünde
    yürüyerek eve dönüyorlarmış...Biri biraz
    macera olur eğleniriz düşüncesiyle
    ilerideki mezarlığa girip kestirmeden
    gitmeyi önermiş ve diğeri de hemen kabul
    etmiş.Mezarlığın içine girmişler ve yürümeye
    başlamışlar. Çok derinlerden 'tak!-tak!'diye
    garip sesler gelmeye başlamış biraz sonra.
    İki arkadaş bir taraftan tırsarak bir
    taraftanda tırstıklarını birbirlerine
    belli etmeyerek yürümeye devam etmişler
    ama bu korkunç ses onlar yürüdükçe artıyormuş..
    Epey ilerledikten sonra ilerideki
    sis bulutunun arkasında bir kıpırtı görmüşler.
    İyice tırsmışlar ve sis bulutuna
    doğru yürümeye devam etmişler.İleride bir
    mezarın başında yaşlı bir adamın
    elinde çekiçle mezar taşına birşeyler
    yazdığını gören arkadaşlardan biri
    "Yahu amca bu saatte çalışılır mı biz de
    seni hayalet sanıp korkmuştuk"demiş.Yaşlı adam
    şöyle bir kafasını kaldırıp gençleri süzdükten
    sonra "Adımı yanlış yazmış gerizekalılar!!'demiş

    Materyalist
    Çok havalı ve zengin bir avukat, yeni
    aldığı lüks spor arabasını ofisinin
    önüne park eder. Ofisteki arkadaşlarına
    nasıl gösteriş yapacağını düşünerek
    arabasından inerken, yoldan hızla geçen
    bir kamyon sürücü tarafındaki kapıyı
    kopartır atar.Avukat derhal cep telefonunu
    kapar ve polisi arar. Bir dakika içinde
    polis olay yerine gelir fakat daha tek
    bir soru sormasına fırsat bırakmadan
    avukat isterik bir şekilde haykırmaya
    başlar.. Daha geçen gün aldığı arabası
    mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar
    ince iş görse gene de eskisi gibi
    olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal
    bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka
    ödettirilmelidir.Avukat kızgın ve öfkeli
    şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis
    bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını
    sallar "Siz avukatların bu kadar
    materyalist olmalarını bir türlü
    anlayamıyorum.." der "..sahip olduğunuz
    şeylere öyle baglanıyorsunuz ki, başka
    birşeyi gözünüz görmüyor..."."Nasıl söylersin
    böyle birşeyi?" diye hayretle sorar avukat.
    Polis adama acı***** ve küçümseyerek bakar
    "Sol kolun dirseğinin altından kopmuş
    görmüyor musun?Kamyon sana çarptığı sırada
    olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan
    bahsediyorsun...."
    "Aman Tanrım!" diye bağırır avukat.
    "Rolex'im de gitmiş...

    Kimin Telefonu
    Bir golf klübunun soyunma odasında bir sürü adam
    giyiniyormuş.Ortada duran bir cep telefonu çalmış,
    yakınındaki bir adam hands-free konum düğmesine
    basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış.
    Adam: Alo
    Kadın: Merhaba şekerim, kulüpte misin?
    Adam: Evet.
    Kadın: Ay ben burda süper bir deri ceket gördüm.
    1000 dolarcık. Alabilir miyim?
    Adam: Oluur, madem çok sevdin, al tabii.
    Kadın: Aslında buradan önce de galeriye uğradım.
    2005 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte birini
    buldum.
    Adam: Ne kadar?
    Kadın: 60 000 dolarcık.
    Adam: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını
    isterim ama...
    Kadın: Yaşasınnn! Bir şey daha var, geçen sene
    beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 000 dolar
    istiyorlar.
    Adam: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakın.
    Kadın: Oldu şekerim. Sonra görüşürüz. Seni
    seviyorum.
    Adam: Ben de seni...Görüşürüz.
    Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden
    topluluğa döner ve sorar:
    "Bu telefon kimin, bilen var mı?"

    Sizin Kızdan Ne Haber?
    İki aile varmış ve her iki ailenin de birer
    kız çocuğu varmış. Birgün misafirlikte
    sohbete başlamışlar;
    -Eee sizin kızdan ne haber?..
    -Valla işte ne olsun biliyorsunuz işe girdi
    geçen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk
    başlarda geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra
    hafta sonları da çalışmaya başladı. Patronu çok
    sevmis her işi ona veriyormus. Derken Ankara
    seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi
    patron nereye o oraya.Sonra Paris seyahatleri filan
    en sonunda bu iş böyle olmayacak dediler,
    patronu ev tuttu. Deli gibi çalışıyor evladım.
    Ee , peki sizinki ne alemde?
    -Valla bizimki ****** oldu, ben sizin kadar
    güzel anlatamıyorum...

    Not
    Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış. Ailesi, aile
    papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği
    halinde görevini yapması için çağırmış.Papaz ve
    aile efradı yatağın etrafında beklerken,
    Fred'in durumu anıden kötüleşmiş.
    Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile
    yazacak bir şeyler istemiş.Papaz, anlayışlı bir
    şekilde,Fred'e bir kağıt ve bir kalem uzatmış.
    Fred titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir
    şeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş.
    Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın
    doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş.
    Birkaç gün sonra, Fred'in cenazesı sırasında,
    Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış.
    Cenazenin gömülmesinden hemen önce,Papaz ileri çıkarak:
    "Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt
    isteyerek birşeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı
    için o anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde
    bu notu okumak istiyorum" demiş ve cebinden kağıdı
    çıkararak yüksek sesle okumuş:"Lütfen bir adım sola
    çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!"

    Kazan Doğurdu
    Hoca'nın bir kazanı varmış...
    Neyse uzatmayalım mevzuyu..
    Köylünün biri Hoca'dan kazanını istemiş.
    Hoca vermek istemiyo kazanı ama;bu sefer
    de hakkında olumsuz fikir oluşacağı ve
    kulis yapılacağı endişesi ile istemeye
    istemeye veriyo kazanı köylüye...
    Aradan epey bir zaman geçiyo ve köylü kazanın
    içinde bir küçük tencere ile birlikte geliyo hocaya...
    Yahu Hocam senin kazan doğurdu diyo Hoca'ya...
    Hoca kazanı alıyo şöyle evirip çevirip bakıyo,
    uzağa gidiyo oradan bakıyo,yukarı kaldırıyo
    aşağıdan bakıyo,iyice inceliyo süzüyo ve diyo ki
    köylüye;
    Doğurur tabi,.mına komuşsun kazanın...

    Geri Kalan Kısmı
    Bir gün açlıkla ilgili bir anket
    yapılacakmış insanlara: "Lütfen dünyanın geri
    kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile
    ilgili kişisel görüşünüzü belirtir misiniz? "
    Sonuç felaket çünkü:
    Afrikalılar "yiyecek" kelimesinin anlamını bilememişler.
    Batı Avrupalılar "eksiklik" kelimesinin anlamını
    bilememişler. Doğu Avrupalılar "kişisel görüş"
    sözcüğünün anlamını bilememişler.
    Orta Doğulular "çözüm" kelimesini anlamamışlar.
    Güney Amerikalılar "lütfen" kelimesini anlamamışlar.
    Ve ABD liler de "dünyanın geri kalan kısmının"
    ne olduğunu anlamamışlar.

    Roket Yakıtı
    Dallas'daki NASA uzay üssünde, üs komutanı,
    George ve Bob adındaki astronotları yanına çağırıp,
    ertesi gün çıkacakları Mars yolculuğu hakkında
    son talimatları verir ve bu zor yolculuğun
    öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler.
    Her iki astronot da, talimata uyup evlerine
    giderler. George tam uyumak üzereyken telefon
    gelir. Arayan Bob'dur.
    "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
    "Henüz değil."
    "Ben çok heyecanlıyım. Uyku tutmadı. Sana da
    uyarsa, benimle birlikte içmeye ne dersin?
    Uzun süre içki içemiyeceğiz..."
    "Ok."
    Bir saat sonra George ve Bob buluşurlar, bir
    bara girip içki söylerler.Barmen tam içkiyi
    verirken ikisine de dikkatlice bakar.
    "Hey men. Sizi tanıdım. Yarın Mars'a gidecek
    astronotlarsıniz. Size içki verdiğim ortaya
    çıkarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben.
    Kusura bakmayın."
    George ve Bob barmenle tartışmalarına rağmen o
    barda içki içemezler. Başka barlarda şanslarını
    denerler; ama TV programlarını sürekli izleyen
    barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki
    vermeyi reddederler.Marketlerde kapalıdır. Tam
    eve dönmeye karar verdiklerinde Bob'un aklına
    bir fikir gelir.
    "Yahu George'cuğum. Bizim uzay roketine koydukları
    yakıtın kokusunu hatırlıyor musun? Aynı viski
    gibiydi. İstiyorsan ondan içelim."
    Birlikte uzay üssüne girerler. Kontrol etmek
    bahanesiyle yakıt tankının yanına gelirler.
    Kimse şüphelenmez. Onlara güvenmeyip te kime
    güveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah füzeye
    binecek olanlar onlardır.George ve Bob yakıt
    tankından aldıkları yakıttan birer kadeh
    içerler; sonra da evlerine giderler. George
    tam uyumak üzereyken telefon çalar. Arayan yine
    Bob'dur.
    "Alo George. Yine ben. Rahatsız ettim ama kusura
    bakma. Sana birşey sormak istiyorum. Karnın
    ağrıyor mu?"
    "Evet Bob. Hem de çok."
    "Peki. O zaman sakın gaz çıkarayım deme. Ben
    seni TOKYO'dan arıyorum..."

    Heykel
    "Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve
    girdiğini duyar.
    - Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran.
    Adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe
    pudrası serper. - Sakın kımıldama ve heykelmişsin
    gibi davran! - Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası
    kapıdan girer girmez.- O mu? Sadece bir heykel.
    Smithler yatak odaları için bir tane almışlardı.
    O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım.
    Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz
    hatta yatağa girene kadar. Gece saat iki gibi
    koca kalkar ve mutfağa gider,bir kaç dakika
    sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile
    geri döner.- Al bakalım, der, bir şeyler ye. Ben
    3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken
    kimse bana bir bardak su bile vermemişti.

    Eşek Yok
    Sonradan olma zengin ağalardan biri safariye gitmeye
    karar vermiş. Uzun zaman sonra geriye döndüğünde
    köydekilere bahsetmeye başlamış.

    Yol boyunca zenginlerin neler yaptığını ve nasıl
    yaşadıklarını anlatmış. Bir süre sonra köylünün biri
    sormuş…

    ‘’Ağam neler görmüşsen hele anlat’’
    Ağa anlatmaya başlar.
    ‘’ Bizi kocaman uçaklarla götürmüşlerdir.
    Kocaman tekerlekli jiplerle ormanların, nehirlerin,
    köprülerin üstünden geçirmişlerdir.’’
    Derken bir köylü sorar.
    ‘’ Hiç hayvan yok mudur? Ağam.’’
    ‘’ Olmaz mı. Hele zürefa görmüşem ilk önce’’ der ağa.
    ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü.
    Ağa görmüş tavırları ile hem sorar hem anlatır.
    ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’
    ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler
    ‘’ İşte eşeğin uzun bacaklı olanı ve boynu eşeğinin üç
    katı, üzerinde yuvarlak benek olana zürefa diiyler.’’
    Köylüler hayalinde zürefayı canlandırmaya çalışırlar.
    Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar.
    ‘’ Başka hayvanda var mıdır ağam?’’
    ‘’ Olmaz mı. Zebra görmüşem bir sürü’’
    ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü
    Ağa görmüş tavırları ile tekrar anlatır.
    ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’
    ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler
    ‘’ İşte eşeğin aynı boyunda yukarıdan aşağıya çizgili
    pijama giyenine zebra diiyiler.’’
    Köylüler hayalinde zebrayı canlandırmaya çalışırlar.
    Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar.
    ‘’ Başka hayvanda var mıdır ağam?’’
    ‘’ Olmaz mı. Gergedan görmüşem bir sürü’’
    ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü
    Ağa görmüş tavırları ile tekrar anlatır.
    ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’
    ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler
    ‘’ İşte eşeğin yana doğri iki katı, burnunda iki tane
    boynuz olanına diiyiler.’’
    Köylüler hayalinde gergedanı canlandırmaya çalışırlar.
    Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar.
    ‘’ Başka hayvanda var mıdır ağam?’’
    ‘’ Olmaz mı. Boğa yılanı görmüşem bir tane’’
    ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü
    Ağa boğa yılanı ile eşek arasında nasıl bir bağ kurarım
    da anlatırım diye biraz düşünür.
    Köylüler merakla bekler.
    Ağa sorar.
    ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’
    ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler.
    ‘’ Eşeğinkini de biliy misiniz?’’’’
    ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler
    ‘’ İşte eşeğinkinin 5 katı uzunlukta amaaa eşek yok
    ortalıkta !!.....

    Sorular


    Adamin biri is muracaatina gitmis. Bir gurubun onunde
    gorusmeye almislar... "Simdi sana bazi sorularimiz olacak
    bakalim bile bilecek misin?" demisler,
    Adam da "sorun" demis.. "Yolcu tasir, karayolunda gider,
    sofor kullanir bil bakalim bu nedir?" Adam dusunmus ve
    "yolcu otobusu" demis..."Tamam dogru ama hangi marka,
    Mercedes var, Mitsubishi var di mi?
    Bilemedin ama sana bir sans daha verecegiz" demisler...
    "Soyle bakalim havada yolcu tasir, pilot kullanir bu nedir?
    " Adam hemen cevaplamis "yolcu ucagi ..."
    "Tamam ama" demisler " Boeing var Airbus var di mi hangisi?"
    Bunu da bilemedin diyip is gorusmesini bitirip adami gonderirlerken,
    adam donmus demiski"Bir soru da ben sorabilir miyim?"
    "Tabi buyur sor bu en dogal hakkin" demisler
    "Kadinlarin iki bacagi arasinda bulunur, uremeye yarar nedir bu?"
    demis... Hemen herkes o malum kelimeyi soylemis.
    Adam "tamam bildiniz ama ananinki var ebeninki var di mi hangisi?..."

    Marangoz
    Kadının birinin apışarasında siyah bir leke çıkmış
    ve doktora gitmiş. Doktor lekeye bakmış parmağıyla
    ovalamış leke çıkmış kadın sevinerek eve gitmiş.
    Ertesi hafta yine aynı yerde leke çıkmış kadın
    yine aynı doktora gitmiş. Doktor yine lekeye bakmış
    parmağıyla ovalamış leke çıkmış sonra kadına
    hanımefendi 'kocanız ne iş yapıyor?' diye sormuş
    kadın 'Marangoz'diye cevap verince,doktor
    'O zaman söyleyin kocanıza a...ızı yalarken
    kulağından kalemi çıkarsın' demiş.

    Döner
    Adamın biri köyden kasabaya alışveriş yapmak için gider
    yol bayağı uzun olunca adamda kasabada yemek yeyip
    köyüne öyle dönmek ister bi lokantaya girer garsondan
    bir çorba ister ve masasına bırakıldıktan sonra afiyetle
    yemeye başlar bu arada alaycı garsonda köylüyü görünce
    bununla bi dalga geçeyim de ömrü boyunca anlayamasın der.
    Adam çorbasını bitirince garson hemen yanında biter ;
    -ehemm efendim arkadan ne alırdınız?
    köylü birden kızarır ama altada kalmaz hemen cevabı yapıştırır!
    -sen önümdekini kaldır sonra döner verirsin!!!

    Lastik Tak
    Yaşlı adamın biri otobüse binmiş.
    Oturacak yer yokmuş. Ayakta duruken bastonu
    durmadan yerden kayıyormuş.
    Bunu gören genç bir adam yaşlı amcaya dönüp:
    "Bey amca, o bastonun ucuna bir lastik takarsan
    kaymaz." demiş.
    Bunun üzerine yaşlı adam da genç adama
    dönüp: " O lastiği baban zamanında takmış
    olsaydı ben şimdi oturuyor olacaktım." demiş

    Yenisin Heralde
    Bir gün bir tavşan keraneye gitmiş. içeri bi bakmış bütün
    hepsi tavşan içerdekilerin. artık yeni arayışlar içine girmek istemiş.
    Sonunda bi yılan bulmuş. anlaşmılar. Ama yılanın karnı acıkmış.
    Tam icraata geçeceklerken yılan bizim tavşanı yemiş. sonra kendi
    kendine düşünmüş "ulan ben bunu yedim ama ya yanlış anlaşılıp
    kimse gelmezse bana" sonra pişman olup bizim tavşanı kusarak
    çıkarmış. Tavşan sonra sormuş "Sen yenisin heralde",
    Yılan "yoo nerden çıkardın?" tavşan "BÖYLE AĞIZA MI ALINIR
    .mına koyyim? "

    Çok Var
    Bir Amerikali, bir İngiliz ve bir Iraklı barda oturmuş içki
    içiyorlarmış.

    Amerikali içkisini bitirince bardağı havaya firlatmiş, silahını çıkarıp
    bardağa ateş edip parçalamış:

    "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da aynı bardakla iki
    kere içki içmeyiz" demiş.

    İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve
    ateş ederek bardağı parçalamış:

    "Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kum
    vardır ki, aynı bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.

    Bunun üzerine Iraklı da buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini
    bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikali ve İngilizi
    vurup öldürmüş:

    "Bağdat'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz aynı
    adamlarla iki kere içki içmeyiz"

    Karıyı da Çalmışlar
    Sarhoşun biri üst baş dağınık bir halde
    karakola gelir, araba anahtarını göstererek
    komisere şöyle der : - Komiserim şu elimde
    gördüğünüz anahtar var ya,onun üstünde az önce
    benim arabam vardı, şimdi yok. Arabamı çalmışlar...
    Komiser sarhoşa şöyle bir bakar: - Sen önce
    kendine bir çeki düzen ver bakayım şu haline bak..
    devletin komiseri önünde böyle fermuarı açık
    durmaya utanmıyormusun?
    Sarhoş pantolonunun önünde açık fermuara bakar,
    bakar ve şöyle der: - Aha, karıyı da çalmışlar...

    8 Numaralı Kutu
    Doktorun biri yeni bir muayene açmış. Kapıya yazmış...
    "Vizite ücreti 100 Dolar. İyileştirmediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz..."
    Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor...
    Her gelen hasta iyileşip gidiyor...
    Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş...
    Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı çalmış...

    "Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını alamıyorum..."
    Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş:"
    Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin"
    Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş...
    "Ama Bu bok!!!!!"

    Doktor sakin, "Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık.."
    Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş...
    Aradan birkaç ay geçmiş. büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun...

    "Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Herşeyi unutuyorum...!"
    Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz numaralı kutuyu getirir misin?" demiş.

    Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda bok var!"...
    Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi!...."

    Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı...
    Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra.."
    Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey yapamıyorum..."

    Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz numaralı kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla,
    "S.kecem, seni de sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış..

    Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!"

    Boru Yetmedi
    Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve
    antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için
    arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır.
    Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev
    sahibi bunlara bir şey ikram etmek için biraz
    ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.
    Soba yerden 1 m kadar yukarda, altındaki dizili
    taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş
    olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı,
    "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini
    düşürmüş,böylece daha kolay yakmayı amaçlamış."Fizikçi,
    "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın
    daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş."Jeolog,
    "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi
    bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını
    sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış."
    Matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş,
    böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını
    sağlamış." Antropolog, "adam ilkel topluluklarda
    görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe
    saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş." diyerek görüşünü
    bildirmiş. Bu sırada ev sahibi içeri girmiş ve ona
    sobanın yukarda olmasının nedenini sormuşlar.
    Adam da cevaplamış: "Boru yetmedi."


    Karizma Puanı : 0
    Kayıt tarihi : 01/01/70

    Geri: Dev Fıkra Arşivi 5

    Mesaj tarafından  Bir Paz Nis. 04, 2010 2:24 pm

    Boru Yetmedi Very Happy

      Forum Saati Salı Eyl. 26, 2017 5:38 am